İlişkilerde zamanla bir şey olur: en sevdiğimiz şeyler bile “olağan” hâline gelir. Partnerimizin yaptığı küçük jestleri fark etmeyi unuturuz, çünkü onları artık beklenir saymaya başlarız.
Oysa takdir etmek, bir ilişkiyi diri tutan en sade ama en güçlü araçlardan biri. Üstelik bunun için büyük sözlere değil, küçük ve içten anlara ihtiyaç var. En güzel yanı da şu: bunu uygulamak için ne özel bir gün ne de büyük bir bütçe gerekiyor.
Takdir neden zamanla körelir?
İlişkinin başında her şey yeni ve fark edilir; ama rutin yerleştikçe iyilikleri görmek zorlaşır. Beynimiz tekrar eden şeyleri arka plana atmaya eğilimlidir, bu da partnerimizin emeğini gözden kaçırmamıza yol açar. Sorun sevginin azalması değil, dikkatin dağılmasıdır. İyi haber, dikkati yeniden yönlendirmek tamamen senin elinde. Düzenli yapılan iyilikler bir süre sonra “olması gereken” sayılır ve görünmez hâle gelir. Oysa o iyilikler hâlâ orada ve hâlâ emek istiyor; sadece bizim gözümüz onlara körelmiş oluyor.
Küçük teşekkürlerin büyük etkisi
Bir “teşekkür ederim” ya da “bunu yaptığına gerçekten sevindim” cümlesi, sandığından çok daha fazla şey ifade eder. İnsan, emeğinin görüldüğünü hissettiğinde kendini değerli hisseder ve bu duygu ilişkiye geri yansır. Takdir, karşılık beklemeden verildiğinde en içten hâlini alır. Bunu somut bir davranışa bağlamak, “harikasın” demekten daha etkilidir; ne için minnettar olduğunu söylemek fark yaratır. Genel bir övgü yerine “akşam yemeğini hazırladığın için teşekkürler” demek, karşındakine gerçekten görüldüğünü hissettirir. Detaya inen takdir, içtenliğini de kanıtlamış olur.
Nasıl alışkanlığa çevrilir?
Takdiri alışkanlığa çevirmenin yolu, onu özel günlere saklamamaktan geçer; gündelik anların içine serpiştirmek gerekir. Günde bir kez, partnerinin yaptığı bir şeyi fark edip dile getirmeyi kendine küçük bir hedef yapabilirsin. Zamanla bu, düşünmeden yaptığın doğal bir refleks hâline gelir. küçük jestlerin gücü tıpkı küçük jestler gibi süreklilikle güçlenir. Başta biraz zorlama gibi hissedebilir, ama birkaç hafta sürdürdüğünde fark etmek kendiliğinden gelmeye başlar. Önemli olan büyük jestler değil, küçük ama düzenli anların birikmesidir.
İki yönlü bir kapı
Takdir etmek tek taraflı bir görev değildir; sen fark etmeye başladığında çoğu zaman karşı taraf da aynı dili konuşmaya yönelir. Bu, ilişkide birbirini suçlamak yerine birbirini görmeye dayalı bir kültür kurar. İçten iletişimi beslemek istersen partnerine daha iyi bir dinleyici olmanın yollarına da göz atabilirsin. Dinlemek ve takdir etmek çoğu zaman aynı kapıdan girer.
Takdir, ilişkiye sonradan eklenen bir süs değil; onu ayakta tutan görünmez bir harçtır. Bugün söyleyeceğin küçük bir teşekkür, yarının güçlü bağına bugünden atılmış bir tuğladır.
