Bir toplantıda en iyi fikir her zaman kazanmaz; çoğu zaman en iyi anlatılan fikir kazanır. Kafandaki harika düşünceyi dağınık ya da çekingen bir biçimde aktarırsan, masadaki kimse onun değerini fark etmeyebilir. Bu da çoğumuzun yaşadığı sinir bozucu bir durum.
Biz erkekler bazen ya gereğinden çok konuşup dağılırız ya da hiç konuşmayıp arkada kalırız. Oysa etkili konuşmak doğuştan bir yetenek değil, öğrenilebilir bir beceri. Hemen nasıl yapılacağına bakalım.
Konuşmadan önce ne yapmalısın?
Etkili konuşmanın yarısı toplantıdan önce halledilir. Söyleyeceğin şeyin özünü kafanda netleştir; ana fikrini tek cümlede ifade edemiyorsan, dinleyen de anlamakta zorlanır. Toplantının gündemini önceden okumak, ne zaman söze gireceğini de kestirmeni sağlar.
Hazırlık özgüven verir. Ne diyeceğini bildiğinde sesin daha sakin, duruşun daha sağlam olur. Bu hazırlık disiplini aslında iş yerinde zaman yönetimi becerinin bir uzantısı; iyi planlanan bir gün, iyi geçen bir toplantı demek.
Söz alırken nasıl davranmalısın?
Konuşurken acele etme; düşünceni kısa cümlelerle, net biçimde aktar. Lafı dolandırmak yerine önce sonucu söyle, sonra gerekçeni ekle. Karşındakilere göz teması kur, gerektiğinde kısa bir duraksamayla vurgu yap. Sessizlik, çoğu zaman gürültüden daha güçlüdür.
Başkaları konuşurken dinlemek de en az konuşmak kadar önemli. Birinin sözünü kesmeden, fikrini dinleyip üstüne ekleyince hem daha ikna edici olursun hem de saygı görürsün. Bu tarz alışkanlıklar, iş yerinde fark yaratan alışkanlıklar arasında en görünür olanlardandır.
Heyecanını nasıl yönetirsin?
Toplantıda konuşurken heyecanlanmak son derece normal; önemli olan onu yönetmek. Konuşmaya başlamadan önce derin bir nefes al, aceleye kapılma. Sesini düşürdüğünde değil, hızlandırdığında heyecan belli olur; o yüzden temponu kontrol et.
Hata yapmaktan korkma; herkesin dili dolanabilir, önemli olan toparlanabilmek. Kendini ifade etme becerin de bir tür yatırımdır; yeni bir beceri öğrenmenin kariyer getirisi tıpkı bunun gibi zamanla katlanarak geri döner.
Beden dilin ne anlatıyor?
Sözcüklerin kadar duruşun da konuşur. Masaya çökmüş, kollarını kavuşturmuş ya da gözünü kaçıran biri, ne kadar iyi fikir söylerse söylesin tereddütlü görünür. Dik oturmak, omuzları açık tutmak ve göz teması kurmak, daha sen ağzını açmadan güven verir. Bu, kendini büyütmek değil; söylediğine inandığını göstermektir.
Ellerini doğru kullanmak da anlatımını güçlendirir. Ölçülü el hareketleri vurgu yaratır ama sürekli kıpırdanmak dikkat dağıtır. Sesini de aynı bilinçle kullan; tek düze bir tonda konuşmak yerine önemli noktalarda hafifçe duraksamak mesajını oturtur. Her toplantı bir pratik; konuştukça daha rahat, daha etkili olursun.
