Her yılbaşında listenin başına yazdığımız ama bir türlü tutturamadığımız bir karar vardır: “Bu yıl daha çok kitap okuyacağım.” Birkaç gün hevesle başlarız, sonra kitap başucunda tozlanmaya bırakılır. Ertesi yıl aynı karar, aynı listede yeniden boy gösterir.

Aslında sorun çoğu zaman irade değil, yöntem. Okumayı büyük bir görev gibi düşündüğümüzde yıldırıcı geliyor; küçük parçalara böldüğümüzde ise şaşırtıcı derecede kolaylaşıyor. Önemli olan başlamak ve o başlangıcı sürdürülebilir kılmak.

Neden büyük hedeflerle başlamamalısın?

“Bu yıl elli kitap okuyacağım” gibi iddialı hedefler kulağa hoş gelir ama çoğu zaman daha ilk haftada bizi bunaltır. Bir hedefe ulaşamadığımızı hissettiğimiz an, bütün motivasyonumuz dağılır. Bunun yerine günde birkaç sayfa gibi mütevazı bir hedefle başlamak çok daha sürdürülebilir. Küçük hedefler kolay tutturulur, kolay tutturulan her hedef de bir sonrakine cesaret verir. Zamanla sayfa sayısı kendiliğinden artar; zorlamadığın için de bırakmazsın.

Okumayı günlük rutinine nasıl yerleştirirsin?

Alışkanlık, var olan bir rutine eklendiğinde kalıcı olur. Sabah kahveni içerken, akşam yatmadan önce ya da işe giderken birkaç sayfa okumak, ayrı bir “okuma zamanı” yaratmaktan daha kolaydır. Her gün aynı saatte okumak, beyninin o anı okumayla ilişkilendirmesini ve alışkanlığın kökleşmesini sağlar. Telefonu uzakta tutmak da okumaya ayırdığın o kısa zamanı korumanın en etkili yolu. İstersen bunu daha geniş bir sabah rutini içine yerleştirebilir, güne kitapla başlayabilirsin.

Doğru kitabı seçmek neden önemli?

Birçoğumuz “okumam gereken” kitaplarla başlar, sıkılır ve okumayı tümden bırakırız. Oysa alışkanlığın başında en doğru kitap, seni gerçekten merakta bırakandır. Tür fark etmez; seni sayfayı çevirmeye iten kitap iyi kitaptır. Bir kitabı yarıda bırakmaktan da çekinme; her kitabı bitirmek zorunda değilsin, keyif almadığın bir kitap okuma isteğini söndürür. Akıcı ve keyifli bir kitapla başlayıp zamanla daha zorlayıcı eserlere geçmek, okuma kasını yormadan geliştirir.

Telefon ve dikkat dağınıklığıyla nasıl baş edersin?

En büyük rakibin çoğu zaman elindeki telefon. Bildirimler, sosyal medya ve sonsuz akış, okumaya ayırdığın dikkati kolayca dağıtır. Okurken telefonu sessize almak ya da başka odada bırakmak basit ama çok etkili. Birkaç dakika sonra elin yine telefona gidiyorsa, bu bir irade sorunu değil; ortamı dikkat dağınıklığından arındırmak çoğu zaman tek başına yeterli olur. Bu konuda telefon bağımlılığını azaltmak için attığın her adım, okumaya ayırdığın zamanı da büyütür.

Yanında her zaman bir kitap taşımak da boşa geçen kısa anları okumaya çevirmenin pratik bir yolu; sırada beklerken ya da yolda geçirdiğin dakikalar zamanla ciddi bir okuma süresine dönüşür. Önemli olan kusursuz bir düzen kurmak değil, her gün biraz da olsa devam etmek.

Sonuçta kitap okumak bir yarış değil. Küçük, düzenli ve keyifli adımlarla başladığında, yıl sonunda kaç kitap bitirdiğine kendin şaşırırsın.