Networking deyince çoğumuzun aklına bir etkinlikte ortalığa kartvizit dağıtan, herkesle zoraki sohbet eden biri gelir. Biz erkeklerin çoğu da bu yüzden networking’i “yapmacık” bulur ve uzak durur. Oysa bağlantı kurmak, kariyerinin en sessiz ama en güçlü itici güçlerinden biridir.
Gerçek networking, ne kadar çok insan tanıdığınla değil, kaç kişiyle anlamlı bir ilişki kurduğunla ölçülür. Mesele birinden bir şey istemek değil; karşılıklı güvene dayanan, zamanla işine de yarayacak ilişkiler örmek.
Networking neden işine yarar?
İş hayatında fırsatların çoğu, ilanlardan önce kulaktan kulağa dolaşır. Doğru kişilerle bağlantın varsa, bir pozisyon ya da proje senin önüne çok daha erken gelebilir. Bu yüzden iyi bir ağ, çoğu zaman en güçlü özgeçmişten bile hızlı sonuç verir.
Bunun yanında bağlantıların sana bilgi, tavsiye ve farklı bakış açıları da sağlar. Tıkandığın bir konuda doğru kişiye danışabilmek paha biçilmezdir. Bu noktada mentor bulmanın kariyere katkısı tam da networking’in en değerli meyvelerinden biridir.
Networking’i nasıl doğru yaparsın?
İlk kural, vermeden almaya çalışmamak. İlişkiye hep “bana ne faydası olur” diye bakarsan, karşı taraf bunu hisseder. Bunun yerine yardımcı olabileceğin bir konu varsa öne çık; verdiğin, çoğu zaman dolaylı yoldan geri döner.
İkincisi, bağlantıyı canlı tutmak. Sadece bir şeye ihtiyacın olduğunda aramak yerine, ara sıra haber sormak ilişkiyi gerçek kılar. İlgilendiğin bir habere denk geldiğinde paylaşmak, bir kutlama mesajı atmak ya da kısaca nasıl olduğunu sormak bile bağı diri tutar. İnsan, kendisini yalnızca menfaat için aranıyor hissettiğinde uzaklaşır.
Bir etkinlikte ya da toplantıda tanıştığın biriyle gerçek bir sohbet kurmak, toplantılarda etkili konuşmak becerinle de doğrudan bağlantılı; iyi bir konuşmacı, akılda kalan bir bağlantı kurar. Karşındakine gerçek bir merakla yaklaşmak, ezbere sorulardan çok daha kalıcı bir izlenim bırakır.
Çekingenliği nasıl aşarsın?
İçine kapanık biriysen networking sana zorlama gibi gelebilir; bu çok normal. Çözüm, herkesle konuşmaya çalışmak değil, birkaç gerçek bağlantıya odaklanmak. Bir etkinlikte üç kişiyle derin bir sohbet, otuz kişiyle yüzeysel selamlaşmadan kıymetlidir.
Yeni bir ortama girmeden önce heyecanlanmak da doğal; sunum yaparken heyecanı yenmek için kullandığın yöntemler burada da işine yarar. Önceden birkaç açılış cümlesi hazırlamak ya da o gün kimlerle tanışmak istediğini belirlemek, ortama dağılmadan girmeni sağlar.
Networking’i bir performans değil, ilişki kurmanın doğal bir yolu olarak gör. İyi örülmüş bir ağ bir gecede kurulmaz; aylar, bazen yıllar içinde sabırla büyür. Bugün kurduğun samimi bir bağlantı, yıllar sonra hiç beklemediğin bir anda karşına bir fırsat olarak çıkabilir.
Networking’in mutlaka büyük etkinliklerde olması da gerekmez. Çoğu zaman en değerli bağlantılar, günlük iş hayatında, ortak projelerde ya da eski iş arkadaşlarınla kurduğun ilişkilerden doğar. Yani aslında çoktan bir ağın var; onu fark edip canlı tutman yeterli. Sabırla örülmüş bağlantılar, kariyerinin uzun vadede en güvenilir desteklerinden olacaktır.
