Eylül ortası geldi, sabahlar serinledi, akşamlar erken kararmaya başladı. Tam bu geçiş döneminde bedenin yeni havaya uyum sağlamaya çalışırken bir anda burnun akmaya, boğazın yanmaya başlayabilir.

Biz erkekler genelde “bir şeyim yok” deyip üzerinden geçeriz, sonra üç gün boyunca koltukta sürünürüz. Oysa soğuk algınlığından korunmak, ortaya çıktıktan sonra atlatmaktan çok daha kolay. Birkaç basit alışkanlık seni bu sezon boyunca ayakta tutabilir.

Bağışıklığını nasıl güçlü tutarsın?

İşin temeli sağlam bir bağışıklık. Düzenli ve yeterli uyku, dengeli beslenme, bol su ve hareket; bu dördü bir araya geldiğinde bedenin virüslere karşı çok daha dirençli oluyor. Mevsim geçişinde tabağına C vitamini açısından zengin sebze ve meyveleri eklemek iyi bir fikir. Bu konuda sonbaharda bağışıklığı destekleyen besinler yazısındaki önerileri günlük rutinine kat.

Uyku düzenin de en az beslenmen kadar önemli. Geceleri yeterince dinlenmeyen bir beden, mikroplara açık kapı bırakır. Akşamları erkenden yatağa çekilip ekrandan uzaklaşmak, bağışıklığına yaptığın en sessiz iyiliklerden biri. Mevsim geçişinde uyku düzenini korumak için küçük dokunuşları kaçırma.

Günlük hayatta nelere dikkat etmeli?

Soğuk algınlığı çoğu zaman ellerden bulaşır. Gün içinde elini yüzüne götürmeden önce yıkamak, en etkili ve en ucuz korunma yolu. Kalabalık ortamlarda, toplu taşımada tutamaklara dokunduktan sonra elini temiz tutmaya özen göster.

Giyim de bu dönemde belirleyici. Sabah serin, öğlen sıcak, akşam yine serin; tek kat giyinip gün boyu aynı şeyle dolaşmak seni terletip üşütebilir. Çıkarıp giyebileceğin katmanlar tercih et. Üşüdüğün anda ısınabilmen, ter içinde kalıp sonra üşümemen önemli. Aynı şekilde kapalı ortamları ara ara havalandırmak da virüslerin birikmesini önler.

Hareketsiz kalmamak neden önemli?

Hava soğudukça eve kapanma isteği artar ama tamamen hareketsiz kalmak bağışıklığına yaramıyor. Düzenli ve ölçülü egzersiz, kan dolaşımını canlı tutarak bedenini formda tutar. Mevsime uygun bir antrenman düzeni kurmak için sonbahar için yeni antrenman hedefi belirlemek iyi bir başlangıç olur.

Çevreni nasıl temiz tutarsın?

Soğuk algınlığı virüsleri kapalı ve havasız ortamlarda daha kolay yayılır. Mevsim soğusa da odanı günde birkaç dakika havalandırmak, biriken havanın yenilenmesini sağlar. Sürekli kapalı ve kalabalık ortamlarda bulunuyorsan, ara ara temiz hava almak iyi gelir.

Hastalık belirtisi olan biriyle yakın temastan kaçınmak da basit ama etkili bir önlem. Ortak kullanılan yüzeylere dokunduktan sonra elini yüzüne götürmemek, virüsün sana ulaşma yolunu keser. Bu küçük dikkatler, özellikle iş yeri ve toplu taşıma gibi kalabalık ortamlarda fark yaratır.

Belirti çıkınca ne yapmalısın?

Bütün önlemlere rağmen yine de hafif bir belirti çıkabilir. Bu durumda en iyi destek, bedenine dinlenme fırsatı vermek. Yeterince uyumak, bol sıvı almak ve kendini fazla yormamak, bedeninin kendini toparlamasına yardımcı olur. Hasta hissederken antrenmanı zorlamak, iyileşmeyi geciktirebilir.

Belirtiler birkaç günde geçmez, ağırlaşır ya da ateş gibi durumlar eklenirse, bunu kendi başına geçiştirmek yerine bir hekime danışmak en doğrusu. Erken davranmak, küçük bir rahatsızlığın büyümesini önler.

Sonuçta soğuk algınlığından korunmak, abartılı önlemler değil, küçük ve sürekli alışkanlıklar meselesi. İyi uyu, doğru beslen, ellerini temiz tut ve mevsime göre giyin. Bu sezonu öksürerek değil, formda geçirmek tamamen senin elinde.