Yaz aylarında iş temposu biraz düşer, ofis havası gevşer, herkes biraz daha rahattır. Çoğu kişi bunu “ölü sezon” sayıp networking’i sonbahara erteler. Oysa tam tersi; bu gevşeme, ilişki kurmak için yılın en uygun zamanlarından biridir.
Biz erkekler networking deyince genelde yapay, zorlama bir şey hayal ederiz; takım elbiseli, kartvizit dağıtan bir adam. Oysa gerçek networking çok daha doğal; yazın gevşek ortamı tam da bunun için biçilmiş kaftandır. Gelin bu mevsimi nasıl değerlendireceğine bakalım.
Yazın networking neden daha kolay?
Çünkü insanlar daha rahat olur. Yaz etkinlikleri, açık hava buluşmaları, sektör pikniklerinin ve gayri resmi davetlerin havası, masa başı toplantılardan çok daha samimidir. Gardını indirmiş, gülümseyen bir insanla tanışmak, gergin bir toplantıda tanışmaktan çok daha kalıcı bir bağ kurar.
Bu dönemde takvimler de açılır; kahve içmeye, öğle yemeğine çıkmaya daha çok zaman bulunur. Birinin ofisine gitmek yerine serin bir kafede oturarak konuşmak, ilişkiyi insanileştirir. Bu beceri zaten iş yerinde görünür olmanın yolları ile yakından bağlı; yazın görünürlüğünü ofis dışına taşıyabilirsin. Bir mentor arayışındaysan bu gevşek ortam ideal; mentor bulmanın kariyere katkısı düşündüğünden büyük olabilir.
Fırsatları nasıl değerlendirirsin?
Önce davetleri reddetme. Sektör etkinliği, eski iş arkadaşının çağrısı, bir konferans… “Sıcakta üşendim” deyip kaçırdığın her buluşma, kaçırdığın bir bağdır. Gittiğinde de satış yapmaya değil, tanışmaya odaklan; insanlar bir şey istemeyen, samimi konuşan biriyle çok daha rahat bağ kurar.
Tanıştıktan sonra takip etmeyi unutma. Kısa bir mesajla “tanıştığımıza memnun oldum” demek, bağı sıcak tutar. Yaz boyunca bu küçük temasları sürdürürsen, sonbahara çok daha geniş bir çevreyle girersin. Bu arada kendini geliştirmeyi de elden bırakma; yaz döneminde kendini geliştirmek ile birleştiğinde networking çok daha güçlü olur, çünkü tanıştığın insanlara anlatacak bir şeyin olur.
Yaz etkinliğinde nasıl davranırsın?
Açık hava buluşmalarında sohbet, kapalı toplantıdan farklı akar; daha rahat ama bir o kadar da dağınıktır. Bunun için iki basit hazırlık işe yarar. Birincisi, kendini bir cümlede anlatabilmek: ne iş yaptığını, neyle uğraştığını gösterişe kaçmadan, merak uyandıracak biçimde söyleyebilmek. İkincisi, soru sormaya hazır olmak. İnsanlar kendinden bahsetmeyi sever; karşındakine işini, projesini, yazın ne planladığını sorduğunda sohbet kendiliğinden açılır ve sen “iyi dinleyen adam” olarak akılda kalırsın.
Bir de mevsime özgü pratik detaylar var. Sıcakta enerjini koru; serinleyebileceğin bir köşe bul, bol su iç, alkolü abartma ki konuşmaların ertesi gün de tutarlı olsun. Telefonunu cebinde tut, ekrana gömülme. Tanıştığın kişinin adını ve nereden geldiğini hemen aklına kazı; gerekirse buluşmadan sonra kısa bir not düş. Bu küçük disiplin, ay sonunda “kiminle tanışmıştım” sorusunu ortadan kaldırır ve takip mesajını çok daha kişisel yazmanı sağlar.
Özetle yazı bir mola değil, bir fırsat penceresi olarak gör. Gevşek ortam, açık takvim ve samimi havanın hepsi senin lehine. Davetlere “evet” de, baskı kurmadan tanış, sonra da teması canlı tut. Yaz biterken çevrenin ne kadar genişlediğini göreceksin.
