Temmuz ortasındayız ve güneş günün büyük bölümünde tam tepende. Plaj, deniz, açık hava sporları derken cildin haftalarca yoğun ultraviyole ışınına maruz kalıyor. Bunun keyifli tarafı kadar dikkat isteyen bir tarafı da var.

Biz erkekler çoğu zaman güneş kremini “kadın işi” sanıp es geçeriz. Oysa cilt kanseri cinsiyet ayırmıyor ve en büyük tetikleyicisi de korunmasız güneş. İyi haber şu: birkaç basit alışkanlıkla riski belirgin biçimde azaltabilirsin.

Güneşten nasıl korunursun?

İşin temeli geniş spektrumlu, en az 30 faktörlü bir güneş kremi. Dışarı çıkmadan yaklaşık yirmi dakika önce sür; yüzünü, ensenı, kulaklarını ve sırf tişört giydin diye atladığın kol-omuz bölgesini unutma. Terlediğinde ya da denizden çıktığında her iki saatte bir yenile.

Saat seçimi de en az krem kadar önemli. Günün en sert ışınları öğlen ile ikindi arası gelir; mümkünse bu aralıkta gölgede kal. Geniş kenarlı bir şapka, gözlük ve hafif uzun kollu bir gömlek kremin yapamadığını tamamlar. Plajdan döndüğünde plaj sonrası cilt ve saç bakımı rutinine birkaç dakika ayırmak, tahriş olmuş cildi sakinleştirir.

Hangi belirtilere dikkat etmelisin?

Korunmak kadar erken fark etmek de değerli. Ayda bir kez vücudundaki benleri ve lekeleri gözden geçir. Şeklin bozulması, renkte koyulaşma, kenarların düzensizleşmesi ya da geçmeyen bir kabuklanma seni hekime yönlendirmeli. Sırtın gibi kendin göremediğin yerler için bir aynadan ya da yakınından yardım iste.

Sıcağın cilde tek etkisi güneş yanığı değil; yoğun terlemeyle birlikte gözeneklerin tıkanması da olur. Yaz teninde güneş lekeleri konusu da bu dönemde sık karşına çıkar; lekeyle kanser belirtisini karıştırmamak için şüphede her zaman uzmana danış.

Kremi doğru miktarda sürmek

Çoğumuz güneş kremini sürüyoruz ama yetersiz miktarda. Araştırmalar gösteriyor ki insanların büyük bölümü, ambalajda yazan korumayı sağlayacak miktarın yarısından azını uyguluyor. Sadece yüz için bir parmak boyu, tüm vücut içinse kabaca bir küçük bardak dolusu krem gerekir. Az süren biri, etiketinde 30 yazan kremden gerçekte çok daha düşük bir koruma alır. Bu yüzden “ince bir kat yeter” düşüncesini bırak; cömert sür, sonra yirmi dakika bekle.

Bir de yanlış güven tuzağına dikkat et. Bulutlu bir günde ya da denizin içindeyken güneşin etkisi azalmış gibi hissedersin, oysa ultraviyole ışınların büyük kısmı bulutu da suyu da geçer. Gölgede otururken bile kumdan ve sudan yansıyan ışın cildine ulaşır. Bu nedenle havanın kapalı olması ya da serin hissetmen, kremi atlamak için bahane değil. Plajda geçirdiğin her saat, koruma alışkanlığını test eden ayrı bir durumdur; kremi yenilemeyi bu saat ritmine bağlamak en sağlam yöntemdir.

Korunmayı alışkanlığa çevirmek

En etkili koruma, akılda kalan koruma. Güneş kremini banyo rafının yanına, çantana ve araba torpidosuna koy; gözünün önünde olursa sürmeyi unutmazsın. Su tüketimini de ihmal etme, çünkü iyi nemlenen cilt hasara karşı daha dirençli olur; yazın bol su içmenin püf noktaları tam da bu yüzden önemli.

Bu yaz güneşin tadını sonuna kadar çıkar ama cildine de hak ettiği özeni göster. Birkaç dakikalık önlem, yıllar sonra fark yaratır.